"Türk Dünyası'nın geleceği, birlikte hareket etme ve ortak hedefler doğrultusunda sonuç üretme irademizde saklı.” diyen Türk Devletleri Teşkilatı Genel Sekreteri Kubanıçbek Ömüraliyev, dört yıllık görev süresinde Teşkilatın kaydettiği ilerlemeleri ve Ankara'da düzenlenecek 13. Zirve öncesinde Türk Dünyası'nın gelecek hedeflerini değerlendirdi.
Türk Devletleri Teşkilatı (TDT), 29-30 Ekim tarihlerinde Ankara'da düzenlenecek 13. Zirve öncesinde yeni dönem hedeflerine hazırlanıyor.
Kasım 2022'den bu yana Genel Sekreterlik görevini yürüten Büyükelçi Kubanıçbek Ömüraliyev, dört yıllık dönemde Teşkilatın kurumsal kapasitesinin güçlendiğini, iş birliği alanlarının genişlediğini ve Türk Dünyası'nın uluslararası görünürlüğünün arttığını değerlendirdi.
Ömüraliyev'in değerlendirmelerinde, siyasi istişarelerin somut projelere dönüştürülmesi, ekonomik ve dijital bağların derinleştirilmesi ile iş birliğinin halkların günlük yaşamına yansıması öne çıktı.
TDT'nin bugün ulaştığı noktayı değerlendirirken sürecin 1992'de Türk devletlerinin liderlerinin ilk kez bir araya gelmesiyle başladığına dikkat çeken Ömüraliyev, Türk Dili Konuşan Ülkeler Devlet Başkanları Zirveleri'nin yaklaşık yirmi yıl boyunca siyasi diyaloğun, karşılıklı güvenin ve ortak hareket etme iradesinin gelişmesine zemin hazırladığını belirtti.
2009'da imzalanan Nahçıvan Anlaşması'yla Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi'nin kurulması, bu siyasi iradenin kalıcı bir uluslararası iş birliği yapısına dönüşmesini sağladı. 2021 İstanbul Zirvesi'nde Türk Konseyi'nin Türk Devletleri Teşkilatı adını alması ve Türk Dünyası 2040 Vizyonu'nun kabul edilmesi ise kurumsallaşmada yeni bir aşama oluşturdu.
Ömüraliyev'e göre, bugün TDT'nin sahip olduğu kurumsal kapasitenin temelinde otuz yılı aşkın süredir devam eden siyasi irade bulunuyor. Liderlerin ortaya koyduğu irade, zaman içinde siyasi diyaloğun kurumsal iş birliğine; kurumsal iş birliğinin de somut proje ve uygulamalara dönüşmesini sağladı. Teşkilat böylece ilk dönemindeki istişare ve diyalog çerçevesini aşarak kapsamlı ve uygulama odaklı bir uluslararası yapıya dönüştü.
Teşkilatın coğrafi ve ekonomik ölçeği de bu değişimin göstergeleri arasında yer alıyor. Üye ve gözlemci devletler yaklaşık 4,8 milyon kilometrekarelik alanı ve 180 milyonluk nüfusu kapsıyor. Dünya genelindeki yaklaşık 300 milyonluk Türk ailesi ise ortak tarih, dil ve kültürün sınırları aşan toplumsal boyutunu ortaya koyuyor.
Üye ve gözlemci ülkelerin toplam gayrisafi yurt içi hasılası yaklaşık 2,11 trilyon dolara, dış ticaret hacmi ise 1,12 trilyon dolara ulaşıyor. Bu büyüklükler dünya ekonomisinin yaklaşık yüzde 2'sine ve küresel ticaretin yüzde 3,6'sına karşılık geliyor. Aynı dönemde ülkelerde kaydedilen ortalama yüzde 5,2'lik ekonomik büyüme, yüzde 3,2 düzeyindeki dünya ortalamasının üzerinde gerçekleşti.
Türk Dünyası'nın stratejik önemi ekonomik göstergelerle sınırlı değil. Bölge, petrol ve doğal gaz kaynakları, kritik madenleri, yenilenebilir enerji potansiyeli ve enerji nakil güzergâhlarıyla küresel enerji arz güvenliğinde rol oynuyor.
Orta Asya'dan Hazar Havzası ve Kafkasya üzerinden Anadolu'ya uzanan coğrafya, Avrupa ile Asya arasındaki ticaret ve ulaştırma bağlantılarının da merkezinde bulunuyor. Öncelik, bu potansiyelin halklar için daha fazla refaha, yatırıma ve somut iş birliğine dönüştürülmesi.
TDT'nin çalışmaları, Türk iş birliği kuruluşlarının daha geniş kurumsal ağıyla da tamamlanıyor. TÜRKSOY, TÜRKPA, Türk Akademisi, Türk Kültür ve Miras Vakfı, Türk Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği ve Türk Yatırım Fonu; kültür, parlamenter diplomasi, bilim, ortak mirasın korunması, iş dünyası arasındaki temaslar ve KOBİ'lerin desteklenmesi gibi farklı alanlarda faaliyet yürütüyor. Bu kurumlar arasındaki eşgüdümün güçlendirilmesi, ortak hedeflerin daha bütünlüklü biçimde hayata geçirilmesi açısından önem taşıyor.
TDT bünyesinde siyasi diyalogdan ekonomi ve ticarete, ulaştırma ve enerjiden dijitalleşme ve yapay zekaya, sağlıktan çevreye, eğitimden gençliğe, güvenlikten uzay teknolojilerine kadar 65 iş birliği mekanizması bulunuyor. 2023'ten bu yana 32 yeni mekanizma kuruldu; bu sayı, 2022 sonuna kadar oluşturulan mekanizmaların toplamına eşit. Bu gelişme, Teşkilatın kurumsal büyümesinin son yıllarda hızlandığını gösteriyor.
Ömüraliyev, sayısal göstergelerin ötesinde, Türk devletleri arasındaki siyasi eşgüdümün ve birlikte hareket etme iradesinin güçlenmesini dönemin önemli kazanımlarından biri olarak görüyor. Siyasi istişarelerin kapsamı genişlerken kurumlar arasındaki ağlar da güçlendi; Türk dünyası uluslararası alanda daha görünür bir ortak ses oluşturmaya başladı. Birleşmiş Milletler sistemi ve diğer uluslararası kuruluşlarla gelişen ilişkiler, TDT+ formatı ve Türk Haftası gibi kamu diplomasisi girişimleri bu dönüşümün parçaları arasında yer alıyor.
Kültürel ve toplumsal alanda ise Ortak Türk Alfabesi konusunda kaydedilen ilerleme öne çıkıyor. 2026'da Birinci Türkoloji Kurultayı'nın 100. yılı anılırken, Ortak Türk Alfabesi'nin uygulanmasına yönelik çalışmalar; Türk dillerinde dil teknolojileri ve yapay zeka uygulamalarıyla birlikte ilerletiliyor. Böylece ortak mirasın korunmasının yanı sıra dijital çağın imkânlarıyla geleceğe taşınması amaçlanıyor.
Kaynak: TRT Haber