Kültür ve Turizm Bakanlığınca yürütülen proje kapsamında, Mardin'in Savur ilçesinin Sefa Mahallesi'nde Nobel ödüllü Türk bilim insanı Prof. Dr. Aziz Sancar'ın doğup büyüdüğü ve hekimlik yaparken bir süre kaldığı tarihi konağın bir katı restore edilerek "Aziz Sancar Müzesi"ne dönüştürüldü.
Müzenin açılışı dolayısıyla düzenlenen törene katılan Bakan Ersoy, bugün Mardin'in kadim ilçesi Savur'da bilime adanmış bir ömrün, büyük bir azmin ve insanlığa duyulan inancın taçlandırılmasına tanıklık etmek için bir arada olduklarını söyledi.
"Nobel ödüllü bilim insanı Prof. Dr. Aziz Sancar'ın doğup büyüdüğü bu evin kapılarını, onun hayatını, bilimsel çalışmalarını ve başarılarını gelecek kuşaklara aktaracak bir müze olarak açıyoruz" ifadesini kullanan Ersoy, Prof. Dr. Sancar ile baba ocağında böylesi değerli bir vesileyle bir arada olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
"Sayın Aziz Sancar, yürüttüğü ilmi çalışmalarla ülkemizin yetiştirdiği bilim insanlarının neler başarabileceğini bütün dünyaya göstermiş müstesna bir isimdir. Onun hikayesi, Savur'un sokaklarından başlayıp bilimin evrensel dünyasına uzanan bir başarı hikayesidir. Bu hikaye merak etmenin, çalışmanın, sabretmenin ve öğrenmekten hiçbir zaman vazgeçmemenin hikayesidir. Sayın Sancar'ın başarısı yalnızca aldığı ödüllerle de ölçülemez. Onun başardıklarını hakkıyla idrak etmek için bilime duyduğu derin bağlılık, insanlığın ortak bilgi birikimine yaptığı güçlü katkı veya gençlerimize verdiği eşsiz ilham gibi farklı noktalara odaklanmak, ayrıntılara inmek gerekir. Bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz bu müze tam olarak bu ayrıntıları görünür kılmak, başarının sonuçtan önce o sonuca ulaşmak için yürünen yolda, harcanan zamanda, sabırda, gayrette ve emekte saklı olduğunu göstermek için hayata geçirilmiş bir projedir. İstiyoruz ki bu müzeyi ziyaret eden çocuklarımız ve gençlerimiz, burada yalnızca büyük bir bilim insanının hayatını öğrenmekle kalmasın; onun ilhamında kendi hayallerinin peşinden gidebileceklerini de görsün, bilimin, emeğin ve kararlılığın insanı nerelere taşıyabileceğini bu evin hikayesi üzerinden keşfetsin. Çünkü bir ülkenin geleceği, gençlerinin hayal kurabilmesi ve bu hayalleri gerçekleştirebileceklerine inanmasıyla şekillenir. Saygıdeğer Hocamızın hayat hikayesi, bu inancın en güçlü ve özel örneklerinden biridir. Takdir edersiniz ki eğer bir insanın hayatına kapı aralıyorsanız, o hayatın geçtiği birincil mekan olan ev başlı başına en önemli değerdir. Duvarların dili olsa da konuşsa diyeceğimiz nokta aslında burasıdır."
Prof. Dr. Sancar'ın kişisel tarihine tanıklık eden bu yapıyı böylesi bir farkındalıkla ele aldıklarını belirten Ersoy, bu yapının aynı zamanda Aziz Sancar'ın yetiştiği toplumsal yapının bir aynası, bu coğrafyanın yaşam tarzını ve tarihsel hafızasını yansıtan bir kültür varlığı olduğunu ifade etti.
Ersoy, bu yapının 1938 yılı öncesine uzanan geçmişi, taş duvarları, avlusu, odaları ile Savur'un geleneksel konut mimarisini günümüze taşıdığını, zaman içinde geçirdiği değişimlerle ise bir ailenin yaşamını sürdürme biçimini, ihtiyaçlarını ve geleneksel kent kültürünün gelişimini gözler önüne serdiğini dile getirerek, müze işlevi kazandırılan bu evin aynı zamanda ziyaretçilerin incelemesi gereken en değerli eserlerden biri olduğunu vurguladı.
Taşıdığı bütün bu değerleri gelecek nesillere mümkün olan en eksiksiz şekilde aktarmak amacıyla titiz bir restorasyon süreci yürüttüklerini anlatan Ersoy, gereken bütün imalatların yapıldığını, yapısal güçlendirme, sıva, taş temizliği, derz, betonarme döşeme ve yalıtım çalışmalarının itinayla tamamlandığını belirtti.
Ersoy, yapının özgün mimari karakterini korumak amacıyla çörten (binaların çatılarında biriken yağmur ve kar sularının duvarlara zarar vermemesi için dışarıya ve uzağa akıtılmasını sağlayan mimari su tahliye elemanı), baca, taş silme, motif ve kitabe gibi mimari elemanlara yönelik uygulamalar gerçekleştirdiklerini belirterek, konağın tüm iç mekanını dönemin özgün işlevine uygun olarak düzenlediklerini söyledi.







