Dünya

Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler, kaçırma ve şiddetle Filistinlileri topraklarından koparmaya çalışıyor

İşgal altındaki Batı Şeria'da Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler, Filistinlileri kaçırıp alıkoyarak, darbederek ve silahla tehdit ederek korku ve şiddet yoluyla topraklarından uzaklaştırmaya çalışıyor.

12 Ekim 2026 5 dk okuma 1 0
Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler, kaçırma ve şiddetle Filistinlileri topraklarından koparmaya çalışıyor

Filistinli kaynaklar, özellikle zeytin hasadı döneminde çiftçileri hedef alan bu saldırılarla Filistinlilerin tarlalarına erişimlerinin engellenmesinin, geçim kaynaklarından mahrum bırakılmalarının ve topraklarına el konulmasının amaçlandığını belirtiyor.

Filistin devlet radyosunun haberine göre, İsrailliler 10 Ekim'de Beytüllahim kenti batısındaki Nahalin beldesinde 3, Tulkerim'in kuzeyindeki Kafin beldesinde 3 ve Nablus'taki Beyt İmrin beldesinde bir çiftçi olmak üzere 7 Filistinliyi kaçırdı.Kaçırılan kişilerin akıbeti ise hala belirsizliğini koruyor.

Kaçırma vakaları özellikle, Filistinli çiftçilerin zeytin hasadı yaptığı dönemde yaşanıyor. Bu dönemde çiftçiler İsrail ordusu ve Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin darp, tarlalara erişimi engelleme, ürünleri çalma, ağaçları sökme ve arazileri tahrip etme gibi saldırılarına maruz kalıyor.

BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA), Mayıs 2025'te yayımladığı raporda, Ekim 2023'ten bu yana Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin, bazılarının askeri üniforma giydiği yaklaşık 36 olayda 3'ü çocuk en az 50 Filistinliyi kaçırdığını veya alıkoyduğunu belirtmişti.

Filistinli insan hakları kuruluşu El-Hak'ın 24 Eylül 2026'da yayımladığı raporda da İsraillilerin saldırıları kapsamında Filistinlilerin saatlerce kaçırılması ve keyfi, hukuka aykırı biçimde alıkonulmasının giderek yaygınlaştığı belirtildi.

Raporda, kaçırma olayları sırasında insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele ile işkence kapsamına girebilecek uygulamalara başvurulduğu, uluslararası hukukun ihlal edildiği ve uluslararası suçların işlendiği ifade edildi.

Bu eylemlerin, İsrail'in sömürgeci "apartheid" sistemini pekiştirmeyi ve genişletmeyi, işgal altındaki Filistin topraklarındaki hukuka aykırı işgali ve ilhakı kalıcı hale getirmeyi amaçladığı kaydedildi.

İşgal altındaki Doğu Kudüs'ün Şuafat beldesinde 2 Temmuz 2014'te 16 yaşındaki Filistinli Muhammed Ebu Hudayr, 3 fanatik Yahudi tarafından kaçırılarak diri diri yakıldı.

Sabah namazını kılmak üzere yakındaki bir camiye gitmek için evinden çıkan Ebu Hudayr'ın üzerine benzin döken saldırganlar, Filistinli çocuğu ateşe vererek öldürdü. Ailenin avukatı Muhenned Cebbara'nın daha sonra doğruladığı bilgilere göre, Ebu Hudayr'ın yanmış cesedi bulundu.

OCHA raporunda, 20 Nisan 2025'te işgal altındaki Batı Şeria'nın kuzeyindeki Nablus vilayetine bağlı Beyt Furik köyünde yaşanan bir kaçırma vakası da yer aldı.

Rapora göre, İtamar yerleşiminden gelen bir grup İsrailli, bıçak ve taşlarla çocukları kovaladıktan sonra 13 yaşındaki bir kız çocuğu ile 3 yaşındaki erkek kardeşini kaçırdı. Çocukların babası, yaklaşık 15 dakika sonra iki kardeşi köy içinde bir ağaca bağlanmış halde buldu.

Kız çocuğunun İsraillilerin kendilerini bıçaklarla tehdit ettiğini söylediği aktarılırken, çocukların fiziksel olarak yaralanmadığı ancak korku ve psikolojik sıkıntı belirtileri gösterdiği belirtildi.

OCHA, 26 Nisan 2025'te ise İsraillilerin, işgal altındaki Batı Şeria'nın orta kesiminde, Ramallah vilayetine bağlı Kober köyüne düzenledikleri baskın sırasında iki Filistinliyi silahla yaralayıp silah tehdidiyle kaçırdığını aktardı. Saldırganlar yaralılardan birini serbest bırakırken diğer Filistinliyi 24 saat boyunca alıkoydu.

Filistin Ayrım (Utanç) Duvarı ve Yahudi Yerleşim Birimleriyle Mücadele Konseyinin Batı Şeria Ofis Müdürü Salah Havaca, Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin Filistinlileri kaçırma ve alıkoyma vakalarının son dönemde arttığını belirtti.

Havaca, kaçırma olaylarına Filistinlilere yönelik kötü muamele ve şiddetin eşlik ettiğini söyledi. Bu saldırıların çeşitli bölgelerde kontrol noktaları kurularak Filistinlilerin burada alıkonulması ya da tarlalarda, kırsal alanlarda ve bedevi topluluklarında yaşayan çiftçilere saldırılması yoluyla gerçekleştirildiğini ifade etti.

Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin Batı Şeria'nın çeşitli bölgelerinde şiddet, darp, silahlı saldırı ve Filistinlilerin hareketlerini engelleme gibi eylemlerde bulunduğunu vurgulayan Havaca, bu saldırılar nedeniyle Filistinlilerin tamamının hedef haline geldiğini kaydetti.

Filistin Ayrım (Utanç) Duvarı ve Yahudi Yerleşim Birimleriyle Mücadele Konseyi Dokümantasyon Birimi yetkilerinden Emir Davud da İsraillilerin çeşitli bölgelerde Filistinlileri kaçırıp alıkoyduğu vakalarda endişe verici bir artış tespit edildiğine dikkati çekti.

Saldırıların çiftçilerin topraklarına giderken can güvenliklerinden ve özgürlüklerinden endişe duymalarına yol açtığını aktaran Davud, ailelerini de yakınlarının akıbeti konusunda kaygıya sürüklediğini ifade etti.

Bu durumun Filistinlileri tarlalarına gitmekten vazgeçirebileceğini ve ürünlerini kaybetmelerine neden olabileceğini vurgulayan Davud, "Böylece saldırının etkisi mağdur kişiden bütün köye yayılıyor ve halkı korkutmanın, topraklarıyla bağlarını zayıflatmanın bir aracına dönüşüyor." dedi.

İsrail ordusunun Filistinlileri kaçıran İsraillilere koruma sağladığını kaydeden Davud, Tulkerim vilayetindeki Kafin beldesinde yaşanan saldırının da İsrail askerlerinin koruması altında gerçekleştirildiğini söyledi.

Davud, saldırganlara sağlanan korumanın yanı sıra hesap sorulmaması ve caydırıcı önlemlerin alınmamasının, İsraillileri bu suçları tekrarlamaya ve Filistinlileri istedikleri gibi alıkoyup götürebilecekleri düşüncesiyle hareket etmeye teşvik ettiğini aktardı.

Kaçırma ve alıkoyma vakalarının tekrarlanmasının ciddi bir uyarı olduğunu vurgulayan Davud, Filistinlilerin acilen korunması, saldırıları gerçekleştirenlerin ve onlara koruma sağlayanların hesap vermesi gerektiğini belirtti.

Yerleşim birimleri uzmanı Cemal Cuma da kaçırma eylemlerinin rastgele veya münferit olmadığını aksine Batı Şeria'da "C" bölgesi olarak sınıflandırılan alanları tecrit etmeye yönelik sistematik ve stratejik bir planın parçası olduğunu belirtti.

Ayrım Duvarı ve Yahudi Yerleşim Birimlerine Karşı Halk Direnişi Kampanyası Koordinatörü Cuma da nihai hedefin Filistin varlığını "B" bölgelerindeki izole edilmiş alanlara hapsetmek, ilhak planını uygulamak ve toprakları tamamen gasbetmek için coğrafi zemin hazırlamak, ayrıca halkı göçe ve umutsuzluğa sürüklemek olduğunu ifade etti.

Geçici bir düzenleme olması öngörülen 1995 tarihli 2. Oslo Antlaşması uyarınca Batı Şeria A, B ve C olmak üzere üç bölgeye ayrılırken, "A" bölgesinin kontrolü tamamen Filistin'e, "B" bölgesinin sivil idaresi Filistin'e ve güvenliği İsrail'e devredildi.

Batı Şeria'nın yaklaşık yüzde 60'ını oluşturan "C" bölgesinin idaresi ve güvenliği tamamen İsrail'e bırakılmıştı.

Cuma, Filistinli çiftçilerin bu yıl tarlalarına gitme ve zeytin hasadı yapma konusundaki ısrarının bir tür meydan okuma ve halk direnişi olduğunu kaydetti.

Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin oluşturduğu grupların "ısrarla" şiddete yöneldiğini ifade eden Cuma, İsraillilerin Filistinlileri korkutmak için başvurduğu ağaç yakma, darp ve doğrudan engelleme gibi çeşitli terör ve saha saldırılarının devam ettiğine dikkati çekti.

Cuma, özellikle Batı Şeria'da iş gücü piyasasının daraldığı ve genel ekonomik durumun kötüleştiği bilgisini vererek, zeytin sezonunun, birçok aile için temel can damarı ve geriye kalan tek geçim kaynağı haline geldiğini vurguladı.

Zeytin, Filistin'deki en önemli tarım ürünlerinden biri olup gıda sanayisi, yerel ticaret ve ihracatın temel direğini oluşturuyor. Ayrım Duvarı ve Yahudi Yerleşim Birimleriyle Mücadele Konseyine göre bu yılın ilk yarısında Batı Şeria'da 26 binden fazla zeytin ağacı kesildi veya zarar gördü.

Zeytin hasadı sezonu sofralık zeytinlerin toplanmasıyla 20 Eylül'de başlarken, zeytinyağı için ayrılan ürünlerin hasadı 15 Ekim'de başlıyor.

Konseyin verilerine göre, Ağustos 2026'da İsrail ordusu ve Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin tarım alanlarına yönelik saldırılarında 19 bin 375'i zeytin ağacı olmak üzere 21 bin 508 ağacın zarar gördü.

İsrail'in Gazze'ye yönelik soykırımının başladığı Ekim 2023'ten bu yana Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler Batı Şeria'da 14 bin 742'den fazla saldırı gerçekleştirdi.

Bu saldırılarda 66 Filistinli hayatını kaybetti, 100 bin 485'i zeytin ağacı olmak üzere toplam 147 bin 111 ağaç tahrip edildi, yakıldı veya söküldü.

Kaynak: TRT Haber

Bu haberi nasıl buldunuz?

Bültene Abone Ol

Günlük önemli haberleri e-posta ile alın. İstediğiniz zaman aboneliğinizi iptal edebilirsiniz.

Aboneliğinizi istediğiniz zaman iptal edebilirsiniz. Spam göndermeyiz.

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yap